3 Şerit

Emisyona dayalı vergi, hurda teşviki getirir

Tam Ekim ayının bittiği, otomobil dünyasında ‘kan, gözyaşı ve barut’ dönemi olan son üç ayın başlayacağı gün hükümet yeni bir ÖTV taslağını Meclis’e sevk etti. Haber bizde çıktı, ertesi gün de sektör temsilcilerinin konuya ilişkin tepkilerini yazdık. Takip eden günlerde de pek çok yerde yazılıp çizildi.

Peki, bütün bu yazılıp çizilme ve konuşmadan ne anladınız? Yazanlardan biri de ben olduğum halde taslakla ilgili pek bir şey anladığımı söyleyemem. İşin daha ilginci, görüşme tutanakları okuyunca, tasarıyı Meclis’e sevk eden ‘Plan Bütçe Komisyonu’nun başkan ve üyelerinin de pek bir şey anlamadığını gördüm ve nispeten rahatladım.

Tutanakları okuyunca anladıklarım nelerdi, onları paylaşayım sizinle.

Birincisi ve belki de en önemlisi yeni vergi düzenine geçmek öyle hemen bugünden yarına

mümkün olmayacak.

İkincisi, iktidar da, muhalefet de, mevcut Özel Tüketim Vergisi’nin bu biçimde alınmasına artık son verilmesini istiyor.

Üçüncüsü, lüksün önünü kesmek için konulan vergi bariyerinin, aşılmasının kolay olduğunu

herkes görmüş.

Dördüncüsü, yeni dönemde ÖTV sadece motor hacminden yola çıkılarak değil, egzoz

emisyonu, aracın bulunduğu sınıf, satış fiyatı gibi başka bazı kriterler de göz önüne alınarak

hesaplanacak.

Beşincisi ve aslında en önemlisi ise bu kriterleri kimin, nasıl ve ne zaman belirleyeceğinin

henüz belli olmaması.

Burada otomotiv endüstrisine çok iş düşeceği kesin. Çünkü yeni vergi düzeni sadece otomobil satıcıları ve müşterilerini değil, aynı zamanda üreticileri de etkileyecek.

Siyasi karar gerekiyor

Emisyona dayalı vergiyi sadece sıfır kilometre satın alınan araçlara koymak, iyi niyetli bir vergi düzeninin maalesef sakat doğmasına neden olur. Dolayısıyla az kirletenin az vergi ödeyeceği bir sistem, trafikte zombi gibi dolaşan ve herhangi bir normu bile olmayan ciddi sayıda aracın sahiplerinin de ağır vergilerle karşı karşıya kalmasını gerektirir. Taşıt alım satımıyla ilgili vergi sistemini batımızdaki bazı memleketlere benzetmek istiyorsak gelişmeler şu sıralamada yaşanır: Araçlar eskidikçe motorlu taşıtlar vergisi artar. Yeni, daha güvenli ve çevreyi daha kirleten araçlar çıtayı her yıl biraz daha yükselteceği için eskilerin TÜV (fenni muayene)’den geçmesi zorlaşır. Böyle olunca da fiyatları düşer, ikinci elde bu tip araçlara talep azalır. Bu da, sadece evinden tarlasına giderken 25-30 yaşındaki Toros’u kullanan ‘seçmeni’ değil, 10-12 yaşındaki BMW, Mercedes’ini Avrupa’da satılan sıfırı fiyatına satmaya alışmış olanları da hem üzer, hem kızdırır. Dolayısıyla emisyona dayalı sisteme geçerken, yoldaki zombilerin trafikten nasıl çekileceğinin de hesabının yapılması gerekir. Bunun adı da “ömrünü tamamlamış araçların ÖTV teşvikiyle trafikten çekilmesi”dir.

Maliye Bakanlığı ÖTV’yi ya da ÖTV gelirlerini artırmak niyetinde olmadığını açıkça söylediğine göre, gerek plan bütçe komisyonundaki tartışmaların içeriğine, gerekse emisyona dayalı sistemin getireceği zorluklara bakarak, yeni ve birden çok kriterlere dayalı sağlıklı bir ÖTV düzeninin kısa süre içinde hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yoksa ÖTV’yi artırmak kolay, akşamdan sabaha yapılabiliyor zaten…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir